2022 yılında ilk söyleşimizi sizlerle paylaşmış ve çok özlediğim Nilgül ile yeniden buluşmanın heyecanını yaşamıştım. O yıl, “Maria’nın Bahçesi” adlı yeni şarkısıyla yıllar sonra dönüşünü müjdelemiş, bir daha arayı açmayacağını düşündürmüştü bize. Ancak öyle olmadı; o günden bugüne yine kendi sessizliğine çekildi. Bir süredir “neden” diye sormuyorum. Çünkü onun hep doğru zamanı beklediğini biliyorum. Ama zaman da bir yandan çok hızlı geçmiyor mu sizce?
2000’li yıllara ilk albümünün yayımlanmasıyla merhaba diyoruz. Benim için çok özel bir albüm oluyor bu çalışma ve uzun süre etkisinden çıkamıyorum. O dönem TMC ardı ardına güçlü seslerle buluşturuyordu bizi; Nilgül de bu özel isimlerden biri oluyordu. Ardından daha da çok seveceğimiz “Arabesk Günler”, sonrasında “Pervane” ve “Nar-ı Aşk” ekleniyor diskografisine. Sonrası ise biraz sessizlik… Ara ara kapımızı çalan, sahnelerde varlığını sürdüren ama yeni şarkılar için doğru zamanı bekleyen bir Nilgül. Bu yolculukta yanında her zaman kardeşi Gülnur Badakal var. Kendisi kendisinin sözü ve müziğine Hüseyin Cebişçi’nin dokunuşları da eklenince, o bekleyişin ardından Nilgül bu kez “Gel” ile çıkıyor karşımıza.
“Gel”, kırılganlığın ve özlemin en sade halini dinleyiciye sunuyor. Az sözle çok duygu anlatmayı başaran, ayın en zarif şarkılarından biri olarak öne çıkıyor. Dinler dinlemez özlediğimiz Nilgül’ü yeniden hatırlatıyor; ruhumuzu sakinleştiriyor, kalbimizi dingin bir bekleyişe bırakıyor. Sözlerin içtenliği ve melodinin yalın akışı, dinleyeni sessiz bir özlemin içine çekiyor. Abartıdan uzak bu çalışma, modern zamanların en zarif duygusal anlatılarından biri olarak kalbe usulca yerleşiyor.
Özetle “Gel”, yokluğun yarattığı boşluğu ve kalpten kurulan bağların zamana, hatta ölüme bile meydan okuyan gücünü anlatıyor. Şarkı, bizi hüzünle sararken aynı zamanda ruhsal bir kavuşma ihtimalini de kalbimize bırakıyor. İşte bu yüzden kayıtsız kalamıyoruz bu seslenişe ve koşa koşa “Gel”iyoruz elbette.
Kadri Karahan / Editörün Notu
Gel
Meydanı kimlere bıraktın
Nerdesin canım?
Sensiz insan kendine bile yabancı
Ama kalpten bağlananlar kopamaz
Sen dedin
Boşlukta asılı bekler zamanını
Gel gel, ne olduysa oldu boşver,
Gel gel, doğumun ölümün ötesinden
Gel gel, ne olduysa oldu boşver,
Gel gel, doğumun ölümün ötesinden
Gel…
Künye:
Söz – Müzik : Gülnur Badakal
Düzenleme : Hüseyin Çebişci
Klip : Emir Karakaya
Müzik Ekspres Alternatif Ruhun Gıdası

